Merkez bankaları altına yöneldi, piyasada oynaklık riski artıyor
Investing.com – Societe Generale ve Deutsche Bank’a göre, merkez bankalarının altın alımlarındaki süreklilik, küresel piyasalarda önemli yapısal etkiler yaratabilir. Özellikle Çin’in öncülük ettiği bu alım trendi, fiziksel altına olan güçlü talep nedeniyle piyasada potansiyel baskılar yaratırken, yatırım bankaları altının rezervlerdeki rolünün stratejik olarak güçlendiğine işaret ediyor.
Societe Generale: “Merkez bankası alımları piyasada aksama yaratabilir”
Societe Generale’in emtia analistleri tarafından yayımlanan son raporda, merkez bankalarının devam eden altın alım stratejisinin, gümüş ve platinde daha önce görülen fiziksel arz sıkışıklığına benzer bir durum yaratabileceği vurgulandı. Raporda, altın piyasasının şimdiye kadar bu tür bir aksama yaşamamış olsa da, aynı volatiliteye karşı bağışık olmadığı uyarısı yapıldı.
Analistler, merkez bankalarının resmi sektör talebinin altın piyasasında potansiyel bir “açığa satış sıkıştırması” riskini artırabileceğini belirttiler. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, küresel merkez bankaları son üç yıl boyunca yılda yaklaşık 1.000 ton altın aldı ve bu yıl talebin 950 ton seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor ki bu da tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir rakam. Özellikle Çin’in bu eğilimde lider rol oynamaya devam ettiği ifade edildi.
Deutsche Bank: “Resmi sektör talebi altını destekliyor”
Deutsche Bank tarafından yayımlanan yeni analizde ise, altının portföy çeşitlendirme işlevini koruduğu ancak son yıllarda riskli varlıklarla olan geleneksel negatif korelasyonunun zayıfladığı belirtildi. Banka, piyasadaki fiyat hareketlerini yönlendiren ana gücün pozisyonlanmalar değil, merkez bankaları ve rezerv yöneticilerinden gelen doğrudan talepler olduğunu bildirdi.
Analize göre, bu resmi kurumlar volatil veya zayıf piyasa dönemlerinde aktif alım yaparak piyasaya destek sağlıyor. Buna karşın bireysel ve kurumsal ETF yatırımcıları yüksek oynaklık ortamlarında düşük fiyatları alım fırsatına çevirmekte daha çekimser davranıyor. Bu durum, bireysel taleplerin sınırlı katkı sağladığı bir piyasa yapısına işaret ediyor.








